Text Practice Mode
hahahahahahahahahaah
created Yesterday, 13:48 by samahandalaafamily
0
262 words
0 completed
0
Rating visible after 3 or more votes
saving score / loading statistics ...
00:00
Bir sabah, şehir henüz uyanmamışken sokak lambalarının solgun ışıkları kaldırımların üzerinde ince gölgeler bırakıyordu. Hava serin ama rahatsız edici değildi; aksine insanın düşüncelerini berraklaştıran bir serinlik vardı. Pencerelerden sızan kahve kokuları, erken kalkanların küçük ritüellerini ele veriyordu. Otobüs durağında bekleyen birkaç kişi, telefon ekranlarına dalmış halde zamanı büküyor gibiydi. Kimisi mesaj yazıyor, kimisi haber başlıklarını hızla kaydırıyor, kimisi ise hiçbir şeye bakmadan sadece bekliyordu.
Şehir dediğimiz şey, aslında binlerce küçük hikâyenin aynı anda nefes almasıydı. Bir yerde biri aceleyle işine yetişmeye çalışırken, başka bir sokakta yaşlı bir adam her sabah yaptığı gibi ekmek almak için evinden çıkıyordu. Aynı anda bir çocuk, okul çantasının fermuarını kapatmayı unutmuş olmanın verdiği telaşla annesine sesleniyordu. Hayat, büyük anlardan çok bu küçük kesitlerde gizliydi ve çoğu zaman fark edilmeden akıp gidiyordu.
İnsan bazen durup düşünmek ister: Bu kadar hızın içinde gerçekten nereye yetişiyoruz? Takvimler doluyor, listeler uzuyor, yapılacaklar yapılmış gibi işaretleniyor ama zihnin bir köşesinde hep yarım kalmış bir cümle duruyor. Belki söylenmemiş bir söz, belki ertelenmiş bir hayal. Zaman ilerliyor fakat her şey aynı hızda olgunlaşmıyor. Bazı fikirler yıllar isterken, bazı kararlar bir saniyede veriliyor.
Akşam olduğunda şehir başka bir yüz takınır. Gündüzün telaşı yerini daha ağır adımlara bırakır. Işıklar çoğalır, sesler yumuşar. İnsanlar evlerine dönerken günün muhasebesini yapar; neyi başardığını, neyi ertelediğini, neyi bir daha yapmayacağına karar verdiğini düşünür. Bazen bu düşünceler net ve düzenlidir, bazen de karmakarışık bir çekmece gibidir.
Yine de her yeni gün, temiz bir sayfa gibi açılır. Üzerine ne yazılacağı tamamen bize kalmıştır. Yanlışlar silinebilir, cümleler yeniden kurulabilir. Önemli olan yazmaya devam etmektir. Çünkü hikâye, ancak devam edildiğinde anlam kazanır.
Şehir dediğimiz şey, aslında binlerce küçük hikâyenin aynı anda nefes almasıydı. Bir yerde biri aceleyle işine yetişmeye çalışırken, başka bir sokakta yaşlı bir adam her sabah yaptığı gibi ekmek almak için evinden çıkıyordu. Aynı anda bir çocuk, okul çantasının fermuarını kapatmayı unutmuş olmanın verdiği telaşla annesine sesleniyordu. Hayat, büyük anlardan çok bu küçük kesitlerde gizliydi ve çoğu zaman fark edilmeden akıp gidiyordu.
İnsan bazen durup düşünmek ister: Bu kadar hızın içinde gerçekten nereye yetişiyoruz? Takvimler doluyor, listeler uzuyor, yapılacaklar yapılmış gibi işaretleniyor ama zihnin bir köşesinde hep yarım kalmış bir cümle duruyor. Belki söylenmemiş bir söz, belki ertelenmiş bir hayal. Zaman ilerliyor fakat her şey aynı hızda olgunlaşmıyor. Bazı fikirler yıllar isterken, bazı kararlar bir saniyede veriliyor.
Akşam olduğunda şehir başka bir yüz takınır. Gündüzün telaşı yerini daha ağır adımlara bırakır. Işıklar çoğalır, sesler yumuşar. İnsanlar evlerine dönerken günün muhasebesini yapar; neyi başardığını, neyi ertelediğini, neyi bir daha yapmayacağına karar verdiğini düşünür. Bazen bu düşünceler net ve düzenlidir, bazen de karmakarışık bir çekmece gibidir.
Yine de her yeni gün, temiz bir sayfa gibi açılır. Üzerine ne yazılacağı tamamen bize kalmıştır. Yanlışlar silinebilir, cümleler yeniden kurulabilir. Önemli olan yazmaya devam etmektir. Çünkü hikâye, ancak devam edildiğinde anlam kazanır.
saving score / loading statistics ...